Kayıtlar

Mayıs, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Allah Benim Sabrımı Sınıyor

Resim
Merhaba arkadaşlar,

Son günlerde Soma faciası ile o kadar doluyum ki blog yazmak içimden gelmedi açıkçası... Benim dertlerim, hüzünlerim ya da sevinçlerim yanında Soma'da hayatını kaybeden madencilerin geride bıraktığı gözü yaşlı çocuklar, çocukları ile tek başına kalmış kadınlar, ağıtları yüreğimizi yakan anne-babaların keder ve üzüntüleri volkanik bir dağ adeta, için için yanan her an patlamaya hazır bir yanardağ...

Ancak bugün yaşadığım bir gelişme beni tekrar kendi dertlerimi düşünmeye mahkum etti. 

Blog sayfamı düzenli olarak takip eden takipçilerim çok iyi hatırlarlar. Duruşma Salonundan Notlar başlıklı yazımda yaşamış olduğum keyifsiz bir hadise nedeniyle komşumla mahkemelik olduğumu anlatmış, ilk kez görmüş olduğum duruşma salonu hakkında izlenimlerimi paylaşmıştım. 

Taşeron Üretim Nedir

Resim
Soma faciasının üzerinden geçen bir hafta boyunca mikrofonlara konuşmaya cesaret eden işçiler en çok taşeron sisteminden yakınıyorlar. 

Taşeron üretim işgücü maliyetinin düşürülmesi için uygulanan bir üretim şeklidir. Taşeronlaşmanın temel nedeni ucuz işgücü karşılığında çok üretimdir. 

Taşeron sistemde ortaya çıkan ucuz işgücü işçiler arasında rekabeti artırır ve işçilerin daha ucuza çalışmasına neden olur. 

Maden Kazaları Önlenebilir mi

Resim
Soma'da yaşanan maden faciasının üzerinden bir haftaya yakın bir süre geçtiği halde, halen ölen madenci sayısı tam olarak bilinmiyor, içeride büyük ihtimalle ölen ve cesetleri orada kalan madenci sayısı net olarak söylenemiyor. 

Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar lakaytlık, bu kadar başıboşluk, bu kadar düzensizlik, bu kadar vurdumduymazlık yoktur. 
Bir ülkenin enerji bakanı içeride kaç kişinin bulunduğunu bilmiyor olabilir evet, ama o madenin sahibi kaç kişi çalıştırdığını bilmek zorundadır. Bakan da madeni işleten şahsın yakasına yapışarak kaç kişi çalıştığını ilk gün öğrenebilir. 

Canlar Yanıyor Canlar; Soma'da 200'den Fazla Madenci Öldü

Resim
Canlar yandı, yürekler dağlandı...

Simsiyah olmuş gözleri, kömüre bulaşmış yüzleri ile içimizi her daim burkan maden işçilerimizden kötü haber gelmeye başladı. 

Soma'da meydana gelen korkunç maden kazasında 157 madencinin öldüğü açıklandı. 

Aman Ya Rabbi bu nasıl büyük bir rakam. Katliam gibi... 

Diri diri toprağın altına giren, bir avuç kömür çıkarmak için saatlerce karanlık ve nemli ocakta kalan ve can veren canlar...

Sınıf Annesi de Ne Demek

Merhaba arkadaşlar, 

Hepinizin gayet iyi bildiği gibi hafta sonu annelerimizin anneler gününü kutladık. 

Benim ufaklık (küçük oğlum) aslında pek küçük sayılmaz, artık ilkokulu bitiriyor. Allah izin verirse seneye ortaokul olacak. Neyse lafı fazla uzatmayım, oğlumun Cuma günü öğretmeni ve arkadaşları ile birlikte hazırlandıkları AnnelerGünü Şiir Dinletisi vardı.

Arkadaşlar birisi bana şu sınıf annesinin görevi nedir lütfen anlatsın, yoksa kafayı yiyeceğim...

Annem'e

Resim
Aradaki mesafeler ne zaman bu kada büyüdü annem...

Aklımdan sen hiç çıkmazken ne zaman büyüdüm de anne oldum ben...

Daha dün gibi evimizde birlikte olduğumuz günler...

İnan o kadar özlüyorum ki o günleri, hiç mesafe olmadan yanında olmayı...

Hani bazen çok yakınsındır da arada mesafe vardır ya... Uzak düştük annem, araya giren mesafeler, mesafeler...

Sorular ve Cevaplar; Mim Zamanı

Blog sayfamaher gün uğrayan, her yazıma yorum bırakan ve benim çok sevdiğim bir arkadaş olan Mukaddes Tiryaki Hayata Dair bloğunda beni sobelemiş. Biraz önce aynı konuda sevgili umut hikayem de beni sobelemiş. Ayy ay canım anne işte  de beni sobelemiş. Arkadaşlar cevaben yazdığım bu yazıyı çok sevdiğim bu arkadaşların sobesine cevap olarak kaleme almış oldum. Konusu soru ve cevap şeklinde olan bir mim. Bakalım arkadaşlar bana ne sormuşlar ben ne cevap vermişim?


1- Telefonun nerede? Masanın üzerinde. 
2- Partnerin?  Uyuyor.
3- Saçların? Kumral
4- Annen? Biraz uzak.
5- Baban? Otorite.
6- En sevdiğin eşya?  Çaydanlık.
7- En son gördüğün rüya? hatırlamıyorum.
8- Hayalindeki araba?  Bilmem, araba hayali kurmadım.
9- İçinde bulunduğun oda?  Mutfaktayım.
10- Korkun? Haksızlık.
11- On sene içinde ne olmak istiyorsun?  Yaşlanmamak.
12- Sen ne değilsin?  kötü değilim.
13- En son yaptığın şey?  Çay demlemek. 
14- Üzerinde ne var?  Eşofman ve tişört.
15- Senin hayatın?  fena değil...
16- Moralin? iyi gibi.
17- şu an ne düşünüyor…

Yağmur Yağsa Hüzünlensek Yine

Resim
Ankara'ya yağmur yağıyor. Hem de bardaktan boşanırcasına, sırılsıklam yağıyor.

Susuzluktan çatlayan toprak yudum yudum içiyor yağmuru... 

Günlerdir bir kaybolup bir bulutların arkasına gizlenen güneş yerini tamamen bulutlara bırakmış bugün Ankara'da. Bulutlar yıkıyor Ankara'nın dağını, taşını  alabildiğine...

Çığlık Yetmez

Resim
Bir çocuğumuzu daha vahşice işlenmiş bir cinayete kurban verdik. Haberleri okurken yüreğim daralıyor, gözlerim doluyor, içimden bu çocuklardan ne istiyorsunuz diye haykırmak geliyor. 

Güzeller güzeli Gizem, daha altı yaşında bir melek. Bir cani tarafından bıçaklanarak hunharca öldürüldü. 

O'nu öldüren katil utanmadan, afişini basıp sokak sokak Gizem'i aramış. Öyle rahat ve soğuk kanlı ki kimse şüphelenmemiş. Gizem'in ailesi katilden şüphelenen polislere "O bizim ciğerimiz" diyerek karşı çıkmış. Oysa katil her an ailenin yanı başında, onlarla birlikte olayları takip etmiş.  

Türkiye ne yazık ki çocuk istismarı ile mücadelede başarılı olamıyor. Ülkemizde 6 bine yakın çocuk kayıp ve bunların büyük bir kısmının hayatını kaybettiğinden şüphe ediliyor.